Nedir bakalım ülkemizin derdi.Bu aralar ki kastettiğim tarih gezi-mit ve 17 aralık günlerimizi bağlıyor o kadar çok kafa karışıklığı içindeyimki sormayın gitsin.Okulda evde kısacası bir öğrencinin yaşam alanları diye bildiğimiz heryerde aynı muhabbet..Bitmek bilmeyen siyasi çıkmazlar ve bu konuda yitip giden insaniyetimiz.Yalan üstüne yalan sanki biz kazanacaz sonunda.Yine ezilen çimler yani en alt tabaka olan bizler olacağız.Bu konuda yapacak hiçbişeyimizin olmaması da gayet acıklı..Neden yapacak bişeyimiz yok şimdi istediğimiz kadar bağırıp çağıralım olay hep değişmeyecek dinleme listesine bile adımız alınmayacak belki.O kadar değersiziz yani.İstediğin kadar tarafsız ol tarafsızlığı bile taraf kabul eden tipler var artık ülkemde.Nerden türediler ne ara bu kadar yakınlarımıza geldiler hiş anlayamıyorum.Kardeşim bana ne ya.Kim ne halt yer ise yesin.Sonunda ne kazanan olabiliyoruz ne de kazananın akrabası.Onu bunu bilmem de iyi para dönüyor bu işte.Dolaylı yollardan kazanılan paralar tabi.Sistemin kölesi savvunucusu olmakla kazanılabilen paralar.Ve dini bi iş yaptığını sandığından pek bi vicdani sıkıntı yaşamadan kazanabilinen para.Tabi sadece para değil artık kıstas..İşin içinde kariyer planlama da var.Mesela artık ülkemde herkes istediği yere çalışarak bileğinin hakkı ile gitmiyor.İstediğiniz kadar medeniyetten falan bahsedin yemezler.Hepsini geçtim ülkede güvenecek kimse kalmadı.Kime güvenebilirsiniz adalet ? sanmıyorum.Adalet ama kime göre a'nın avukatı mı savunacak seni f'in mi avukatı savunacak.Hakkında kimin savcısı suç duyurusunda bulunacak ya da senin hakkında karar veren hakim kimin hakimi olacak.Peki kimin yasası ile yargılanacaksın.Bu o kadar tehlikeli bir durum ki sormayın gitsin.Peki hepsini geçtik bir gün kapımıza dayanıp alıp götürseler bizi kim savunacak?.İnandığımız hangi değere bağlı kolluk kuvveti alıp götürecek.Götürse bile kimin karakoluna..O kadar karmaşıklaştı işte.Bildiğin ülke ülke olmaktan çıktı sirk gibi oldu.Kimsenin anlayamadığı tıpkı 3 boyutlu gözlükler gibi biri mavi biri kırmızı olan iki farklı görüntü veriyor ülkem.Eskiden ortak bakılan bu gözlükten şimdi ayrı ayrı basılıyor ve sonucu doğal olarak karmaşa.Bunun sorumlusu kim bilemem bilmek te istemem ama sıkıldım ciddi anlamda.O kadar sıkıldım ki.Hayattan kopuk tuhaf haller yaşıyorum bu aralar.Herşey anlamsızlaşmaya başladı.Eskiden ne güzel prof. olmuş be diye imrenerek baktığım insanlar şimdi şaibeli birer karakter olmaya başladı gözümde.Nedeni gayet basit.Bu ülkede herşey farklı dönüyor eskiden rüşvet parayla verilirdi şimdi mevki-makam ile veriliyor.Eskiden darbeler asker eli ileydi şimdi savcı ile.O kadar çok iğrençleşmeye başladı ki hayattan soğudum yeminle.
Son olarak oda.tv de gördüğüm bir yorumu direkt paylaşmak istedim umarım fikir açısından bir yararı olur.Keşke hiç yaşanmamış gibi olsaydı bu saçmalıklar da avukatları avukatlarımız, savcıları savcımız,polisi polisimiz olarak bilseydik ve o kadar masum kalsalardı.Şimdilerde herşey çok farklı..
Bunu ilk olarak 4 yıl önce Çetin Soysal söylemişti: “3.000 kişinin şantaj kaseti var, AKP’liler dahil!” diye. Bu söz üzerine başka bir ülkede olsa millet ayağa kalkardı. Biz de o günlerde şöyle yazmıştık: Şantaj kasetleri tek atımlık barut gibidir. Yayınlandığında sadece bir kez ÖLDÜRÜR ve hükmü biter. Oysa en tehlikeli şantaj kasetleri "ASLA YAYINLANMAYAN" şantaj kasetleridir! Sadece ilgili kişisine gösterilen bu kasetlerle o kişiler “SÜREKLİ OLARAK” esir alınır. Bu kasetlerle şantajın muhatabına istenilen “her şey” kolayca yaptırılır, her karara imza attırılır. Meselâ, bu kasetlerle Dolmabahçe’de 180 derece “U“dönüşler yaptırılır! “Libya’ya asker” denilince kollar anında kalkar iner. Ve daha kim bilir neler, neler! Telekom’dan Tekel’e bu kadar da olmaz dedirten bir çok satışta bile bu kasetlerin kullanılmış olması mümkün. Yani “ya bu kararı imzala, ya da kasetini internete verir seni rezil ederiz!!!” Acaba gayet yaygın bir yöntem olarak kullanıldığı anlaşılan bu “HENÜZ YAYINLANMAMIŞ KASETLERLE" "SÜREKLİ ŞANTAJ”a boyun eğmekte olan kaç kişi var bürokraside, mecliste, basında, orduda hatta belki de bakanlar kurulunda hiç düşündünüz mü?? Ve de bu tür şantajların ülkemiz için gaflet delalet ve hatta hıyanete kadar gidebilecek vahim sonuçlarını?? Can alıcı asıl soru ise şu: “ASLA YAYINLANMAYAN” bu kasetler “KİMLERİN” elinde?? ..//.. Ülke çapındaki bu ŞANTAJI önlemenin tek ve kökten çözümü şantaja uğrayan kişilerin şantaj kasetlerinin tek tek yayınlanmasını beklemek değil, “ŞANTAJCININ KENDİSİNİ YAKALAYIP YOK ETMEKTİR”... Yoksa Dolmabahçe'deki gibi daha çook "U" dönüşler yaşarız, ve de bir bakmışız en üst bürokratlar ETİ(BOR)MADEN'in satışına imzayı basıvermiş! http://www.odatv.com/n.php?n=bana-da-belgeler-geldi-ama-kullanmadim-2405111200
Neyse sustum.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
bişeyler karalayabilirsiniz